http://www.youtube.com/watch?v=Yj_hipYjdHk&feature=related
17 Ocak 2011 Pazartesi
Down Sendromlu Çocuklara Yunuslarla Tedavi
Bursa'da 6 yaşında down sendromlu bir çocuk, yunuslarla yapılan terapi sayesinde oyun oynamaya, göz teması kurmaya ve bir şeyler ifade etmeye başladı.
Bursa'da Korupark Alışveriş Merkezi bünyesinde hizmete giren Dolphinpark Yunus Eğlence Merkezi'nde yapılan yunuslarla terapi çalışması ilgi görüyor. Zihinsel, bedensel ve ruhsal rahatsızlıkları bulunan hastaların sağlıklarına tekrar kavuşabilmeleri veya rehabilite olabilmeleri için uygulanan yunus terapilerinin otizm, down sendromu, cerebral paralizi, beyin travması, nevrotik bozukluklar, gecikmiş konuşma bozuklukları, ekolojik adaptasyon bozuklukları, depresyonlar, koma sonrası durum, şiddetli psikolojik ve kompleks durumlar, kronik yorgunluk gibi birçok rahatsızlığa iyi geldiği bildirildi.

Fizyoterapist M. Barbaros Yıldıran, yunuslarla terapinin faydalarını anlatarak, "Resim yapan, şarkı söyleyen, top oynayan, takla atan, hızlı yüzen bu güçlü ve kocaman balıklarla yüzebiliyorsam kim bilir daha neler yapabilirim" duygusu ile çocuğu yeni beceriler geliştirmeye, yeni şeyler öğrenmeye teşvik ediyoruz" dedi.
Yunustan çocuğa akan bioenerjinin çocuğun dikkatini, farkındalığını, şefkat duygusunu, dış dünyaya olan ilgisini artırdığını ve öğrenme süreçlerini 2 ila 10 kat hızlandırdığını söyleyen Yıldıran, "Bu dönemde çocuklar, aldıkları özel eğitim ve terapilerden çok daha fazla şey öğrenebilmektedir. Yunuslarla terapide çocukla yunus arasında takdir ve hayranlık duygularının yoğun yaşandığı, tüm yargılardan arınmış bir ilişki oluşur. Bu ilişki çocuğa huzur ve mutluluk verir. Yapılan kontrollü çalışmalar, yunuslarla yüzmenin depresyon giderici bir etki gösterdiğini de kanıtlamıştır" diye konuştu.
Yıldıran, yunusların beyinlerinde bulunan boş bir odacıkta yüksek titreşimli sesler (ultrasonik) ürettiklerini ve bu ultrasonik seslerin insanlar tarafından duyulmasa da, insan vücudundan geçerken omurga ve beynin rezonans titreşimine girdiği ve bunun da sinir ve bağışıklık sistemlerinin daha iyi çalışmasını sağladığını kaydetti.
Korupark AVM'de hizmete giren Dolphinpark Yunus Eğlence Merkezi'nde Öz Hisar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin konusunda deneyimli ve uzman kadrosu tarafından belirlenen hastalıklar doğrultusunda, ayda 11 ila 14 gün süre ile toplam olarak 10 seans tedavi verilecek. Normalde 3 bin 500 euroya yapılan bu terapi, Korupark'ta bin 600 euroya gerçekleştirilecek.
Yunustan çocuğa akan bioenerjinin çocuğun dikkatini, farkındalığını, şefkat duygusunu, dış dünyaya olan ilgisini artırdığını ve öğrenme süreçlerini 2 ila 10 kat hızlandırdığını söyleyen Yıldıran, "Bu dönemde çocuklar, aldıkları özel eğitim ve terapilerden çok daha fazla şey öğrenebilmektedir. Yunuslarla terapide çocukla yunus arasında takdir ve hayranlık duygularının yoğun yaşandığı, tüm yargılardan arınmış bir ilişki oluşur. Bu ilişki çocuğa huzur ve mutluluk verir. Yapılan kontrollü çalışmalar, yunuslarla yüzmenin depresyon giderici bir etki gösterdiğini de kanıtlamıştır" diye konuştu.
Yıldıran, yunusların beyinlerinde bulunan boş bir odacıkta yüksek titreşimli sesler (ultrasonik) ürettiklerini ve bu ultrasonik seslerin insanlar tarafından duyulmasa da, insan vücudundan geçerken omurga ve beynin rezonans titreşimine girdiği ve bunun da sinir ve bağışıklık sistemlerinin daha iyi çalışmasını sağladığını kaydetti.
Korupark AVM'de hizmete giren Dolphinpark Yunus Eğlence Merkezi'nde Öz Hisar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin konusunda deneyimli ve uzman kadrosu tarafından belirlenen hastalıklar doğrultusunda, ayda 11 ila 14 gün süre ile toplam olarak 10 seans tedavi verilecek. Normalde 3 bin 500 euroya yapılan bu terapi, Korupark'ta bin 600 euroya gerçekleştirilecek.
ADEM YUNUSLARLA SAYMAYI ÖĞRENDİ
Yunuslu terapiye katılan down sendromlu 6 yaşındaki Adem Sert'in sayı saymaya ve gözleriyle temas kurmaya başladığını söyleyen anne Gülbahar Sert, "Daha önce kardeşine tahammül edemeyen Adem, şimdi onunla oyun oynuyor. Benimle göz teması kuruyor. Bana konuşamasa da bir şeyler anlatıyor. Tedavinin başlamasından sonra oğlumda gözle görülür değişmeler başladı" dedi.
Uzmanlar ise tedavinin genç yaştaki çocuklarda daha olumlu ve kısa sürede sonuç verdiğini belirtirken, yıllardır annesinin ve babasının yardımıyla yaşam mücadelesi veren bedensel engelli Tayfun Şahan da yunuslarla verilen terapi sayesinde annesinin desteği ile de olsa yürümeye başladı. Özel kıyafetleri ile girdiği havuzda yunuslara tutunarak yüzmenin mutluluğunu yaşayan Şahan'ın mutluluğu gözlerinden okundu.
Yunuslu terapiye katılan down sendromlu 6 yaşındaki Adem Sert'in sayı saymaya ve gözleriyle temas kurmaya başladığını söyleyen anne Gülbahar Sert, "Daha önce kardeşine tahammül edemeyen Adem, şimdi onunla oyun oynuyor. Benimle göz teması kuruyor. Bana konuşamasa da bir şeyler anlatıyor. Tedavinin başlamasından sonra oğlumda gözle görülür değişmeler başladı" dedi.
Uzmanlar ise tedavinin genç yaştaki çocuklarda daha olumlu ve kısa sürede sonuç verdiğini belirtirken, yıllardır annesinin ve babasının yardımıyla yaşam mücadelesi veren bedensel engelli Tayfun Şahan da yunuslarla verilen terapi sayesinde annesinin desteği ile de olsa yürümeye başladı. Özel kıyafetleri ile girdiği havuzda yunuslara tutunarak yüzmenin mutluluğunu yaşayan Şahan'ın mutluluğu gözlerinden okundu.
Cody'nin 20'den fazla takma bacağı ve bir altın madalya hedefi var
Dokuz yaşındaki Cody McCasland’ın iki bacağı da doğuştan eksik. Ama her duruma uygun takma bacaklarıyla koşuyor, yüzüyor, futbol oynuyor. Hedefi paralimpik olimpiyatında yarışıp altın madalya almak. Kaval kemiği ve dizkapağı kemikleri olmadan dünyaya gelen Cody, tüm organları yerli yerinde birçok insandan çok daha aktif. Koşuyor, yüzüyor, futbol ve buz hokeyi başta olmak üzere çeşitli takım oyunları oynuyor ve ileride doktor olmak istiyor.
Cody’nin 38 yaşındaki annesi Tina McCasland, farklı durumlara uygun farklı takma bacaklar olduğunu anlatıyor. Haftada dört saat hastaneye gidip bacağıyla ilgili ölçümler yaptırması gereken küçük çocuğun en sevdiği spor, çünkü takma bacağa da ihtiyaç duymuyor.
Tina oğlunu 2012’de Londra’da yapılacak paralimpik oyunlarını izlemeye götürmeyi planlıyor. Cody’nin de yarışmak istediği etkinliğe... “Hayalim bir gün oradan altın madalya almak” diyen Cody’nin iki bacağının da olmamasının sebebi, nadir rastlanan omurilik hastalığı ‘sakral agenezi’.
Cody’nin 38 yaşındaki annesi Tina McCasland, farklı durumlara uygun farklı takma bacaklar olduğunu anlatıyor. Haftada dört saat hastaneye gidip bacağıyla ilgili ölçümler yaptırması gereken küçük çocuğun en sevdiği spor, çünkü takma bacağa da ihtiyaç duymuyor.
Tina oğlunu 2012’de Londra’da yapılacak paralimpik oyunlarını izlemeye götürmeyi planlıyor. Cody’nin de yarışmak istediği etkinliğe... “Hayalim bir gün oradan altın madalya almak” diyen Cody’nin iki bacağının da olmamasının sebebi, nadir rastlanan omurilik hastalığı ‘sakral agenezi’.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetayV3&ArticleID=1036094&Date=06.12.2010&CategoryID=41
Çocuklarımız için bir Fark Yaratalım: Sokak Çocukları
Biz tehlike değiliz -- tehlikedeyiz!
Sokak çocuklarının çoğu kimsesiz değildir; ancak içinde bulundukları aile bağlarının niteliği, bu çocukları ya sokaklarda çalışarak aile bütçesine yardımcı olmaya ya da evden kaçmaya yönelten nedendir. Aslında bu çocuklar sokakların ‘kimsesiz’leridir. Çünkü onlar, içinde yaşamak için uğraş verdikleri topluma yabancılaşmışlardır. Onlar genellikle uyuşturucu kullanmaya ve suç mağduru ya da sanığı olma tehlikeleri ile karşı karşıyadırlar. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’si (ÇHS) çerçevesinde ele alındığında, bu çocuklar, özel koruma önlemlerine muhtaç çocuklar kategorisinde değerlendirilmektedir.Tüm dünyada tarih boyunca görülen en kalabalık çocuk kuşağı, içinde bulunduğumuz on yıl içinde dünyaya gelecektir ve bunların 1.5 milyonu da Türkiye’de doğacaktır. Bu çocukların bir bölümü, yoksulluk, aşırı kalabalık, fiziksel, ekonomik, cinsel ya da duygusal istismar gibi etkenler nedeniyle aileleri ile sorun yaşayacaktır. Koşullara uyum sağlamak için gösterilecek çabalara karşın, bu çocukların önemlice bir bölümü Türkiye’deki kentlerin sokaklarında yaşayan ve çalışan çocukların saflarına katılacaktır.
Varolan Durum
- Türkiye’de kentlerin sokaklarında yaşayan ve/veya çalışan çocuk sayısı son dönemde gözle görülür biçimde artmıştır.
- Pek çok çocuk anne-babaları tarafından sokakta çalışıp aile geçimine destek vermeye zorlanmaktadır.
- İstismar eden ailelerden gelen çocukların bazıları kurtuluşu sokaklarda aramaktadırlar.
- Birçok zaman okula gidemeyen, gitse bile ev ödevlerini yapacak zamanı bulamayan bu çocukların bir çoğu eğitim sisteminin dışında kalmakta, bu da vasıflı işler için gerekli olan ilköğretim diplomalarını alma şanslarını sınırlamaktadır.
- Çocukların çoğu sokaktayken kötü muameleye, fiziksel ve/veya cinsel istismara, hastalıklara ve yetersiz beslenmeye maruz kalmakta, madde bağımlısı haline gelmektedir.
Eylemler
- Sokak çocuklarına güvenli bir ortam sağlanması ve toplumla yeniden bütünleşmelerine yardımcı olacak becerilerin geliştirilmesi.
- Cinsel istismara maruz kalanlar, uçucu madde bağımlısı olanlar, sokaklarda çeşitli işler yapanlar, evlerinden kaçanlar ya da sokağa itilenler gibi farklı gereksinimleri olan çocuklar için güvenli ve destekleyici ortamlar sağlanması.
- Çocukların sokakta yaşamalarına ve/veya çalışmalarına yol açan temel nedenlere karşı alınacak önlemlerin desteklenmesi.
- Kaynakları harekete geçirmek, sokak çocukların eğitim ve öğretim gereksinimlerini karşılamak üzere hükümet kuruluşları ile birlikte özel sektör ve kamu sektörü ile ortak çalışmalar geliştirilmesi.
- Polis, jandarma, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, vb. gibi bu konumdaki çocuklarla ilgili görevler yapan kişilere yönelik eğitim çalışmaları düzenlenmesi ve bu çalışmaların desteklenmesi.
Beklenen Değişiklikler
- Güvenli ve korunaklı ortamlar sağlanarak sokakta yaşayan ve çalışan çocuk sayısı azaltılacaktır.
- Okul terk olaylarında azalma sağlanacaktır.
- Sokakta çalışan çocukların sayıları azaltılacaktır.
- Çocuk suçlarıyla çocukların karıştıkları suçlarda azalma görülecektir.
- Çocukların fiziksel ve cinsel sömürüsü azalacaktır.
- Sokaktaki çocuklarda cinsel ilişki yoluyla ya da başka yollardan bulaşan hastalık vakaları azalacaktır.
- Toplumla yeniden bütünleşebilmeleri için sokak çocuklarına temel eğitimin yanısıra sosyalleşme ve mesleki eğitim imkanları sağlanacaktır.
- Sokaktaki çocukların durumuna ilişkin geliştirilecek çözümler uzun vade de toplumun refahını olumlu etkileyecektir.
Çok Yaşa Bebek, Sosyal Sorumluluk Projeleri, Sağlıklı Çocuklar
Türkiye Bankalar Birliği’nin çocuklarımıza sağlıklı bir gelecek hazırlamak için “Çok Yaşa Bebek” adıyla uzun senlerce başarıyla uyguladığı önemli projeyi sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Türkiye Bankalar Birliği’nin tıbbi destek ve sosyal yardım programı olarak ortaya çıkan ve Birliğin ülkemizdeki bebeklere tıbbi müdahale imkânlarına katkıda bulunmak amacıyla 2003 yılında uygulamaya başladığı “Çok Yaşa Bebek” Projesi, uzman hekimlerden oluşan bir Danışma Kurulu işbirliğinde sürdürülüyor.
Program çerçevesinde bugüne kadar Kocaeli’nden Diyarbakır’a, Trabzon’dan Mardin’e pek çok ilde ihtiyaç tespiti yapılan hastanelere tıbbi cihaz bağışında bulunuldu. Hastanelerin yenidoğan ve çocuk bölümlerine bağışlanan cihazlarla bugün 15 bini aşkın bebek “hayat”a tutunuyor. Çeşitli dönemlerde anne-babalara dönük eğitim programlarıyla da zenginleştirilen kampanya, her yıl yeni il ve hastanelere yapılan yardımlarla genişliyor.
Türkiye Bankalar Birliği’nin 2003 yılında “Türkiye’nin Geleceği için Çocuklara Sağlıklı Bir Gelecek” adıyla başlattığı kampanya, 2006 yılından beri “Çok Yaşa Bebek” adıyla devam ediyor. Kampanyada 6 yıl içinde bağışlanan cihazlarla yardımda bulunulan il sayısı 56’ya, hastane sayısı ise 134’e ulaştı. Bununla birlikte, kampanya kapsamında Türkiye’deki bebek ve çocuk ölümlerinin önüne geçmek amacıyla hibe edilen cihazlarda bireysel talepler kabul edilmiyor.
Tıbbi cihaz talepleri, tıp kongrelerinde “Çok Yaşa Bebek” stantlarında yapılan başvurular, http://www.cokyasabebek.org/ web sitesinde bulunan cihaz talep formunun doldurulması ve Türkiye Bankalar Birliği ile kurulan doğrudan iletişim yoluyla toplanıyor. Alınan cihaz talepleri üzerine ilgili hastane yönetimiyle irtibat kurularak, başvurular, hekimlerden oluşan Danışma Kurulu tarafından değerlendiriliyor.
Cihaz bağışı yapılacak hastanelerin seçiminde hastane altyapısının yeterli olması, cihaz talebinde bulunan hekimin, cihazın doğru kullanılacağını garanti etmesi ve cihazları kullanacak sağlık ekibinin ehil olması önemli rol oynuyor. Cihaz alım ihalesini takiben bağış yapılacak hastanelere bilgi ulaştırılıyor. Cihazlar her yılın sonuna kadar hastanelere teslim ediliyor.
Bağışlanan cihazların kullanım performansı, ilgili hastane yönetimi tarafından her yıl belli aralıklarla, Çocuk Acil Tıp ve Yoğun Bakım Derneği, Türk Pediatri Kurumu ve Hacettepe Üniversitesi tarafından temsil edilen Danışma Kurulu’na raporlanıyor.
Ülkemizde önemli bir sosyal sorun olan yenidoğan ölümlerini ve sakat kalmalarını azaltmak için bağışlanan tıbbi cihazların tümü, tedavide kullanılmaları sonucunda ölümden kurtarma ya da sakat kalmaları engelleme özelliği taşıyor. Cihazlardan yararlanan çocuk sayısı her yıl katlanarak büyüyor.
Yürüttüğü bu sosyal sorumluluk projesi nedeniyle Türkiye Bankalar Birliği birçok önemli ödüle layık görüldü. “Çok Yaşa Bebek”, aylık ekonomi dergisi Platin’in “Zirvedekiler Sosyal Sorumluluk Yarışması”nda Türkiye’nin ışık saçan 10 özel sosyal sorumluluk projesinden biri olarak değerlendirildi. Sağlıklı Yaşam Fuarı bünyesinde ilk kez verilen “2007 Yılında Sağlık Alanında Gerçekleştirilmiş En Başarılı Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi” ve Sağlık Gönüllüleri Türkiye tarafından “Sağlıkta En Başarılı Sivil Toplum Kuruluşu Ödülü” de TBB’nin oldu.
“Çok Yaşa Bebek” kampanyasını yeni açılımlarla güçlendiren Türkiye Bankalar Birliği’nin alt projeleri:
1- Çocuklarda İleri Yaşam Desteği Kursları
2- Çocuk Acil tıp ve Yoğun Bakım Derneği ile Çocukları Kazalardan Koruma Eğitimleri (2004 – 2005)
3- AÇEV ile Aile Mektupları Projesi (2003 – 2005)
1- Çocuklarda İleri Yaşam Desteği Kursları
2- Çocuk Acil tıp ve Yoğun Bakım Derneği ile Çocukları Kazalardan Koruma Eğitimleri (2004 – 2005)
3- AÇEV ile Aile Mektupları Projesi (2003 – 2005)
Bu anlamlı ve çok önemli projeyi hayata geçiren ve çocuklarımıza sağlıklı bir gelecek armağan eden Türkiye Bankalar Birliği’ne ulaşmak için:
“ÇOK YAŞA BEBEK” projesi hakkında daha detaylı bilgiye http://www.cokyasabebek.org/ internet sitesinden ulabilirsiniz…
ÇOCUK BESLENMESİ (1-6 Yaş)
Çocukların beslenmesinin özellikleri yaşlara göre farklılık gösterdiği için 1-3 yaş ve 4-6 yaş olmak üzere iki ayrı grupta ele alacağız.
BİR-ÜÇ YAŞ GRUBU BESLENMESİ
Bu yaş grubu çocukların beslenmesinde en önemli husus, çocuğun iyi bir beslenme ve yemek yeme alışkanlığı kazanmasıdır.
Bu bakımdan çocuğun iyi yemek yeme alışkanlığı kazanmasında anne, baba, büyükbaba, büyükanne gibi fertlerin tutumları önemlidir. Çocuğun beslenmeye karşı tepkilerini dikkatlice izlemek ve düzenlemek gerekir. Sütten kesilen bebekler, başlangıçta kaşıkla beslenmek istemeyip, huysuzluk belirtileri gösterebilirler. Böyle bir durumla karşılaşıldığında bebeği birkaç gün daha emzirmeye yada biberonla beslemeye devam edilmelidir. Katı besinler vermeyi, sonra yeniden denemelidir.
ÇOCUK YEMEK YEMEDE NEDEN GÜÇLÜK YARATIR ?
Çocuk hasta değilse ve yemek y2mede güçlük yaratıyorsa bunun iki nedeni vardır:
Resim 1. Çocuğa ihtiyacı kadar yiyecek veriniz.
1 - Çocuğun günlük yemek ihtiyacı bilinmediğinden gereğinden çok besin verilmektedir. Tok çocuk yemek istemez.
2 - Yada çocuk zamanında değişik tad ve kıvamdaki besinlere alıştırılmamıştır.
UNUTMAYIZ:
- Yetersiz yemek verme çocuğu doyurmaz. Ancak zorlama da çocuğu yemekten tiksindirir.
- Çocuk yeme konusunda büyüklerden etkilenir. Sofrada çocuğun yanında yemeklerin iyi olduğu söylenmeli ve huzursuzluk çıkarılmamalıdır.
Çocuğun şiddetle yemek istemediği yiyecekleri vermekte ısrar etmek doğru değildir.
Çocukları başka çocuklarla karşılaştırmamalıdır. Her çocuğun vücut yapısı farklıdır. Bazı çocuklar daha çok besinle ihtiyaçlarını karşılarken , bazılarıda daha az besinle ayrı işlevleri yerine getirebilirler.
YETERLİ VE DENGELİ BESLENME
Çocuğun yediklerinin yeterli olduğunu anlamak için en iyi rehber, çocuğun büyümesinin izlenmesidir.
Hasta olmayan büyümesi iyi olan bir çocuk yeterli ve dengeli besleniyordur.
Bu dönemde çocuk her üç ayda tartılır ve boyu ölçülür. Çocuk uygun şekilde kilo alıyor, boyuda uzuyorsa yedikleri yetiyordur.
Zihinsel gelişme ise insan beyni anne karnında ve doğumdan sonra hızla büyüyüp gelişerek 3 yaş sonunda büyümesini büyük ölçüde tamamlar.
Ana rahminde ve 3 yaşına kadar olan dönemde yetersiz ve dengesiz beslenme, beyin yapısında kalıcı geriliklere neden olur.
Resim 2. Bedenin ve beynin büyüyüp gelişmesi ve çalışması yeterli ve düzenli beslenmeyi gerektirir.
BİR-ÜÇ YAŞ DÖNEMİNDE ÇOCUĞA GEREKLİ BESİNLER NELERDİR?
Bu dönemde çocuğa verilecek besinler dört temel grupta toplanır:
1. Grup: Protein, B vitaminleri, kan yapıcı mineraller bakımından zengin ve enerji de sağlayan besinlerdir.
Et, tavuk, balık, yumurta, kuru nohut, fasulye mercimek ve bunlardan yapılan besinler bu grupta yer alır.
2. Grup: Kemiklerin gelişimi ve sağlığının sürdürülmesi, sinir ve kasların düzenli çalışması için gerekli kalsiyum, B vitaminleri, A vitamini ile aynı zamanda iyi ve kaliteli protein içeren gıdalardır.
Süt, yoğurt, peynir, çökelek v.b besinler bu grupta yeralır.
3. Grup: Enerji veren ayrıca protein ve B vitaminleri içeren gıdalardır.
Tahıllar ve bunlardan yapılan yiyecekler bu gruba girerler.
Resim 3. 1-3 yaş grubunun severek tükettiği besinler.
4. Grup: C vitamini sağlayan besinlerdir. Sebze ve meyveler bu grupta yer alır. Özellikle yeşil yapraklı sebzeler A, C ve B vitaminlerince zengindir.
Bu grupların her birinden sabah, öğle ve akşam öğünlerinden yeterince alınırsa dengeli ve düzenli beslenme sağlanır.
GÜNLÜK ALINMASI GEREKLİ GIDALAR
Bir-üç yaş grubundaki çocuklar günde en az
- Yarım kilo civarında süt veya yoğurt,
- Bir yumurta,
- Bir kepçe mercimek, nohut, fasulye gibi yemek, -
- Bir küçük tabak sebze yemeği
- Bir-iki adet meyve
- Bir-iki kaşık pilav-makarna,
- Bir-iki dilim ekmek yemelidir.
Resim 4. Çocuklar günde 1 yumurta yemelidir.
BİR-ÜÇ YAŞ İÇİN GÜNLÜK YEMEK LİSTESİ
Sabah: 1 adet pişmiş yumurta veya bir kibrit kutusu kadar peynir
1 küçük domates veya taze sıkılmış portakal, mandalina suyu,
Yarım veya 1 bardak süt
1-2 dilim ekmek.
Sabahla öğle arası: 1 adet meyve.
Öğle: Kıymalı sebze veya mercimekli, nohutlu bir yemek
2-3 kaşık pilav
1 bardak ayran
Sebze salatası
İkindi: 1 bardak süt veya ayran
Akşam: 1 kepçe yoğurtlu veya mercimekli çorba veya yoğurtlu makama
Yoğurtlu sebze yemeği
1 adet meyve
Resim 5. Sütten kesilen bebekler, başlangıçta kaşıkla beslenmek istemeyip, huysuzluk belirtileri gösterebilirler.
4-6 YAŞ GRUBU BESLENMESİ
Çocuk artık söylenenleri dinleyip anlayacak duruma gelmiştir. Bu çağda yeterli ve dengeli beslenme bilinci kazandırılır.
Bu yaşta zaman zaman iştahsızlık durumları oluşabilir.
İŞTAHSIZLIK NEDENLERİ NELERDİR?
İştahsızlık çeşitli hastalıklar, sonucunda oluşabilir. Çocukta bağırsak kurtları olabilir. Çocuk doktora götürülüp muayene ettirilir ve doktorun önerilerine uyulur.
Ayrıca önceki yaşlarda hatalı beslenme alışkanlığının oluşması,
- Çocuğun yaşına göre verilmesi gerekli yiyecek miktarının bilinmemesi
- Büyüklerinin ilgisizliği yada aşırı ilgisi
- Öğün aralarında lüzumsuz besinlerle beslenmede iştahsızlık yaratır.
Resim 6. Bir çocuğun yemek istememesi, anne babasını çok üzen bir şeydir.
UNUTMAYINIZ:
Kahvaltı yapmayan bir annenin yada sebze yemeği yemeyen bir babanın bunların değerlerini anlatması hiç inandırıcı değildir.
Bu yaşlarda çocuk dış çevre ile etkileşim halinde olduğundan, çabuk hastalanabildikleri gibi temizlik kurallarına dikkat edilmezse bağırsak parazitleri de görülebilir.
Bunun sonucunda çocukta kilo kaybı ve kansızlık görülür.
O halde 4-6 yaş grubu çocuklarına temizlik kuralları iyice benimsetilmelidir.
YETERLİ VE DENGELİ BESLENME
Bu yaş grubunda da çocuğun yeterli ve dengeli beslenip beslenmediğinin en iyi göstergesi yine beslenme durumudur. Yılda 3-4 kez çocuğun ağırlık ve boyu ölçülerek işaretlenmelidir.
Yeterli ve dengeli beslenebilmesi için gerekli besin grupları da 1-3 yaş grubunda olduğu gibidir.
Ancak bu yaş grubunda çocukların beslenmesinde yanlış besin seçimine izin verilmemelidir. Örneğin süt yerine çay veya toz içecek, ayran yerine gazoz seçilmemelidir.
Buna ilaveten şehriye çorbası yerine mercimek çorbası, sebze çorbası, yoğurtlu çorba, reçel yerine pekmez tercih edilmelidir.
Resim 7. Öğün aralarında obur cubur tek yönlü beslenmeye neden olur.
GÜNLÜK ALINMASI GEREKLİ GIDALAR
4-6 yaş grubu çocuklar yeterli ve dengeli beslenebilmek için her gün enaz
1-2 su bardağı süt, yoğurt veya 2-4 su bardağı ayran
Bir kibrit kutusu kadar beyaz peynir
Yarım kepçe pilav veya makarna
1 yumurta veya yumurta kadar et, balık yada bir kepçe mercimek, nohut yemeği
1-2 kepçe sebze salatası
3-6 dilim ekmek
1-2 adet meyve yemelidir.
UNUTMAYINIZ:
Pahalı gıdalar besin değeri yüksek anlamına gelmez.
Pahalı fakat besin değeri az olan örneğin şekerli besinler alınmadı diye üzüntü duymamalıdır.
Buna karşın mercimek bulgurla pişirilip taze sebze, meyve ve yoğurtla yenildiğinde son derece besleyici olur.
Resim 8. Öğün aralarında abur cubur yeme iştahsızlık yapar.
4-6 YAŞ İÇİN GÜNLÜK YEMEK LİSTESİ
Sabah: 1 kase yoğurtlu, sütlü, mercimekli çorbalardan biri veya bir adet yumurta veya kibrit kutusu kadar peynir
1-2 dilim ekmek
1 adet domates veya portakal, yeşil biber
Haşlanmış patates
1 bardak süt
Sabah-öğle arası 1 adet meyve
Öğle: 1 tabak kıymalı veya mercimekli sebze yemeği
1 tabak pilav
1 tabak sebze salatası
Ayran
İki dilim ekmek
İkindi: 1 bardak süt
Akşam: 1 tabak dolma, yoğurt veya balık buğulama
1 tabak sebze salatası
2-3 dilim ekmek yedirilmelidir.
Resim 9. 4-6 yaş çocuğu yemeği kendisi yiyebilmelidir.
Resim 10. Çocukları yemek hazırlama işine katmak besinlere ilgi duymalarını sağlamanın en iyi yollarındandır.
14 Ocak 2011 Cuma
Çocuklarınızla Konuşun Güzel Bir Hikaye...
Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi.
Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksı n babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.
Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de
bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.
Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım
ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım.
Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu annem halimi.
Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor ama odamı toparlamayı beceremiyordum.
Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım. ' dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden alırsa ben ne yapacaktım?
Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş. Bu adam benim herhalde.' dedi. Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi. Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem.' dedim. Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki
neden bizi küçük çizdin?' dedi. Heyecanla başladım anlatmaya. Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz ükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım.
Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye.
Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Duyduklarına inanamıyorlardı .. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi.
http://www.facebook.com/note.php?note_id=193673863981182&id=170469329647143&ref=mf
Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksı n babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.
Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de
bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.
Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım
ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım.
Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu annem halimi.
Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor ama odamı toparlamayı beceremiyordum.
Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım. ' dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden alırsa ben ne yapacaktım?
Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş. Bu adam benim herhalde.' dedi. Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi. Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem.' dedim. Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki
neden bizi küçük çizdin?' dedi. Heyecanla başladım anlatmaya. Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz ükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım.
Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye.
Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Duyduklarına inanamıyorlardı .. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi.
http://www.facebook.com/note.php?note_id=193673863981182&id=170469329647143&ref=mf
12 Ocak 2011 Çarşamba
Utangaç çocuğunuz için neler yapabilirsiniz?
Utanmak her insanda bulunan bir duygudur, ancak kimi insan bu duyguyu hayatında fazlasıyla yaşarken kimi insan ise çok nadir bu duyguyu yaşar. Bu duyguyu oldukça yoğun yaşayan insan hayatlarının bu duygu çerçevesinde şekillendirir ve ona yaşamaya başlar. Bu durumun sonucunda bu kişiler toplumdan soyutlanmaya başlar ve kendi iç dünyalarına çekilirler.
Utanmak her insanda bulunan bir duygudur, ancak kimi insan bu duyguyu hayatında fazlasıyla yaşarken kimi insan ise çok nadir bu duyguyu yaşar. Bu duyguyu oldukça yoğun yaşayan insan hayatlarının bu duygu çerçevesinde şekillendirir ve ona yaşamaya başlar. Bu durumun sonucunda bu kişiler toplumdan soyutlanmaya başlar ve kendi iç dünyalarına çekilirler.Çocuklara erken yaşlarda kazandırılan sosyal becerilerle çocukların utanma duygularını azaltabiliriz. Ancak unutmamalıyız ki, utangaçlık hayat boyu devam eden bir duygu, bu nedenle utanma problemi için yapacağımız her türlü tedavi ve destekleme bu problemi ortadan kaldırmamıza yaramaz sadece duygunun yoğunluk seviyesini azaltmaya yarar.
Peki anne ve babaların bu problemi çözmedeki rolleri ne? Anne ve babalar çözüm yolundaki en etkin kişiler olarak karşımıza çıkarlar. Çünkü uzmanlara göre çocuğun utanma duygusunu azalmadaki en önemli faktör çocuğun yakın çevresinde bulunan ve kendisine model olacak insanlar. Anne ve babalar çocuklarına model olmak konusunda bu nedenle önemli rollere sahipler.
Neler yapabilirsiniz?
● Çocuğunuzu sosyal paylaşımların çok olduğu aktivitelere yönlendirin. Bu aktiviteler grupça yapılan spor aktiviteleri, resim veya dans çalışmaları ya da kendi ilgi alanlarına uygun çeşitli kurslar olabilir. Ancak çocuğunuzu bu tip aktivitelere yönlendirirken unutmamanız gereken en önemli şey onları katılmaları için zorlamamanızdır. Çocuk aktiviteye katıldıktan sonra onunla aktivite hakkında konuşmaya çalışın, sorular sorarak aktivite esnasında neler hissettiğini anlamaya çalışın.
● Çocuğunuza utanma duygusunu konu alan kitaplar okuyun, daha sonra kitaptaki karakterin duyguları hakkında konuşun. Çocuğunuza kendisinin de bazen aynı hisleri hissedip hissetmediğini sorun. Eğer hissetmişse o nasıl bu duygularla başa çıkarmış onu öğrenin. Kitaptaki karakter utanma duygusunu engellemeye çalışıyorsa onun yaptığı şeylerden konuşabilirsiniz.
● Herhangi bir iş yaparken yardıma ihtiyaç duyarsanız çocuğunuzdan yardım isteyin. Çocuğunuz size yardım ettikten sonra ona yardımı için teşekkür edin ve yardım etmiş olmasının sizin için ne kadar değerli olduğundan bahsedin. Çocuk böylelikle yaptığı şeylerin önemsendiğini görecek ve kendine olan güvenini arttıracaktır.
● Çocuğunuzu evcilik ya da drama oyunları oynamaya teşvik edin. Gerekirse siz de onun oyununa katılın ve oyununu zenginleştirmeye çalışın. Bu tip oyunlarda çocuklar farklı roller üstlenip küçük oyunculuk deneyimleri yaşarlar. Farklı roller üstlenip onlar gibi davranmak çocuğa farklı bir sosyal deneyim yaşatacağı için çocuğunuza utanma problemini yenmesinde yardımcı olacaktır.
● Çocuğunuza gerekli sosyal iletişim becerilerini öğretin, bazen çocuklar nerede nasıl davranmalarını bilmedikleri için çekingen ve utangaç davranabilirler. Özellikle çocuklar büyüdükçe bir sorun haline gelen bu problemin oluşmasını engellemek için çocuğunuz küçükken konu hakkında ona bilgi vermelisiniz.
● Çocuğunuz okula gidiyorsa veya sizin dışınızda biri de onunla ilgileniyorsa bu konu hakkında o kişiyle ya da öğretmeni ile konuşun ve onlarla problemin çözümü için beraber çalışın.
● Çocuğunuzu asla sosyal bir iletişim ortamına girmesi için zorlamayın, çocuğunuz isterse katılsın isterse katılmasın bu aktiviteye.
● Çocuğunuzu asla topluluk önünde utandırmayın, böyle bir durum çocuğunuzun psikolojisini oldukça olumsuz şekilde etkiler.
İDİL SEDA AK
http://www.bebek.com/davranis_problemleri/utangac_cocugunuz_icin_neler_yapabilirsiniz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



